![]() |
||
![]() |
|
Camiler Konya Alaeddin Cami : Anadolu Selçuklu Devri Konya'nın en büyük ve en eski camiisidir. Şehrin merkezinde yüksekçe bir hüyük olan Alaeddin Tepesi üzerine inşa edilmiştir. Selçuklu Sultanı Rükneddin Mesud I'in son zamanlarında başlanılmış, Kılıçaslan II (1156-1192) devrinde inşatına devam edilmiş, Sultan Alaeddin Keykubad I tarafından 1221 yılında tamamlanarak hizmete açılmıştır.
1155 yılında Ahlat'lı Mengum Berti tarafından yapılmış bir şaheserdir. Çinilerle süslü mihrabın önünde çini süslü kubbesiyle örtülmüş bir saha mevcuttur. Mihrap ve kubbelerin çinileri kısmen sökülmüştür. Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası : Erzincan - Kemah ve Divriği olarak iki kol oluşturan Mengücek oğulları'nın bir koluna Divriği merkezlik etmiştir. Divriği bu devirde çok imar görmüş ve Mengücek oğulları, sosyal alandaki kuruluşların yapımına önem vermişler, yaptırmış oldukları sanat değeri çok yüksek anıtlarla da övülmeye layık bir Selçuklu kolu olarak tarihteki yerlerini almışlardır. Mengücek oğlu Ahmed Şah ve eşi Turan Melek tarafından 1228 yılında yaptırılmış olan Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası, Anadolu'da eşine rastlanamadığı gibi, dünya sanat tarihinin de en ilginç eserlerinden biri olarak evrensel nitelikli bir baş yapıt teşkil eder. Eşsiz bezemeleri ile, dönemin taş işçiliğini aşan bu anıtın özgün bir üslubu vardır. Divriği mucizesi ya da muamması denilen, öncesiz ve sonrasız bu üslup Selçuklu dönemindeki sanat ve zenaat ortamının bütün biçimsel sözlüğünü içeren, adeta ansiklopedik bir birikimi sergilemektedir.
Kıble kapısı
(kuzey taçkapısı), Selçuklu yapılarının kapılarında olduğu gibi, yapıya
göre daha yüksek ve dışa taşıntılı biçimdedir. Barok stilde tasarlanmış
olan bu taç kapı 14.5 m. yükseklikte, ve 11.5 m. eninde, 4.5 m.
derinliğindedir; portal duvar cephesinden ileriye doğru 1,6m. dışa doğru
taşırılmıştır. Burmalı Minare Cami : Anadolu Selçuklu hükümdarı Gıyaseddin II. Keyhüsrev zamanında, Veziri Necmeddin Ferruh Bey tarafından 1237-1247 yılları arasıdan yaptırıldığı ileri sürülmekte ise de inşa tarihi kesin olarak belli değildir. Camiye bitişik olarak Ferruh Bey'in mezarı bulunduğu için, camiyi yaptıranın da bu kişi olduğu tahmin edilmektedir.
Dikdörtgen planındaki cami, Anadolu Selçuklularının ilerlemiş kubbeli cami tipindedir. Kuzey cephesine göre sağda minare, sol köşede ise türbe yer alır. Türbe "Cumudar" adıyla da bilinmektedir. Camiyi batı ve doğu cephelerinde dörder pencere aydınlatmaktadır.
Caminin esas yapısı, Selçuklu mimari üslubunu taşımaktadır. Ama burmalı minare daha çok Osmanlı özelliği gösterir. 17. yüzyılın başlarında yapılmıştır. Niğde Alaaddin Cami : Klasik Selçuklu mimarisinin erken örneklerinden biri olan Niğde Alaaddin Camii, Alaaddin Keykubat zamanında, Abdullah Bin Beşare tarafından 1223 yılında yaptırılmıştır. Mimarı, Sıddık Bin Mahmut ile kardeşi Gazi’dir.
Huand Cami : 1238 yılında Selçuklu Hükümdarı I.Alaaddin Keykubat’ın karısı Mahberi Hatun tarafından yaptırılan külliyenin bir kısmıdır. Caminin ortasındaki kubbeli ve minaresi sonradan inşa edilmiştir. Doğu ve batıdaki taç kapıları Selçuklu taş işçiliğinin en güzel örneklerindendir. Ahşap minberi orjinaldir. Sağlam kesme taş işçiliği ve kaleyi andıran duvarlarıyla dikkati çeker.
“Huand” ismi halk arasında “Hunat” diye telaffuz edilmektedir. Ön kapı
kemerinin yukarısına yerleştirilen üç satırlık mermer kitabesinin
Türkçe’si şöyledir. Aslanhane Cami : Aslanhane Camii, 13.yy’da Selçuklular döneminde dikdörtgen planlı olarak inşa edilmiştir. Duvarları moloz taş olan caminin bazı yerlerinde devşirme malzeme, az miktarda da tuğla kullanılmıştır. Caminin duvarları sıralı moloz taşlar ve horasan harcı kullanılarak örülmüştür. Yapının üstü bakır kaplı bir çatı ile örtülüdür. Caminin sade görünümü dış cephelerinden üçündeki birer taç kapı ile bozulmaktadır. Yapı kuzeye doğru yükselen bir araziye yapıldığından güneyi çok yüksek, kuzeyi oldukça basıktır. Kuzey tarafın yüksekliği sebebiyle buradaki taç kapı mahfele açılır. Kuzey batı cephede duvar kayaya oturmuştur.
Caminin içinde ortadan yanlara doğru açılan, mihraba dikey beş sahn bulunur. Ahşap tavan dört sıra halinde dizilmiş 24 ahşap direkle taşınır. Ahşap direklerin sütun başlıkları Roma Dönemi’ne ait, çeşitli usüllerle devşirme başlıklardır. Caminin mihrabı, Anadolu çağı mihraplarının en göz alıcı ve özgün çini mozaikleri ile göz kamaştırıcı durur. Mihrap ve minber süslemelerinde kare, yıldız, daire ve üçgen şeklinde çini mozaik parçaları, firuze, mor ve siyah renkler kullanılmıştır. Güney duvarın ortasında biraz sağa kaymış tavana kadar yükselen çini mozaik mihrap, alçı süslemeleri ile ülkemizdeki diğer çinili mihraplardan ayrılmaktadır. Alçı ve çini süslemenin birlikte yeraldığı daha güzel bir mihrap yoktur. Caminin minberi, ceviz ağacından taklit kündekari tekniği ile yapılmış, döneminin en güzel örneklerinden biridir. Minber, oldukça iyi korunmuştur. Sadece köşk ve külah kısmı yenilenmiştir. Minberin yan aynalıkları ve köşk kısmının altında çokgen ve yıldızdan oluşan geometrik şekillerin içinde rumi motifler oyulmuştur. Kaide kısmında küçük kemerler bulunmaktadır. Yan aynalıkları ve köşk kısmını çevreleyen pervazlarla korkuluk kısmının iskeletine kabartma rumiler işlenmiştir. Korkuluk şebekeleri geometrik kafesler şeklindedir. Korkuluğun ortasındaki gergilerden mihrap tarafında minberi “ Ebu Bekir oğlu Marangoz Mehmed’in yaptığı”, diğerinde “Ummetin günahkar, Allah’ın affedici olduğunu” bildiren Arapça bir ibare nesih hatla yazılmıştır. Minberin aynalık tablası üzerindeki kitabesinde, caminin yapılış yılı ve yaptıranlara dair bilgiler bulunmaktadır. Kitabede günümüz Türkçesi ile “Din ve dünyanın imdatcısı Keykavus oğlu Sultan Ebu’l feth Mesud cümle mahlukatı doğru yola sevkeden, Allah sultanlığını ebedi kılsın, saltanatın zamanında fütüvvet ve mürüvvet sahiplerinden iki kardeş Allah’ın rızasını dilemek için bu camiyi 689 yılında yaptılar. Allah her ikisinin ömürlerini uzun etsin ve hasenatlarını kabul buyursun, suçlarını bağışlasın” yazmaktadır. Burada 689 hicri yılı, 1289-1290 miladi tarihine karşılık gelmektedir. Kitabede bahsedilen iki kardeşin de caminin içinde bulunduğu külliyeye adını veren Ahi Şerafettin’in babası Ahi Hüsamettin ve amcası Ahi Hasaneddin olduğu kabul edilir. Bu bilgiler ışığında caminin Ahi teşkilatı mensuplarından Ahi Şerafettin adına yapıldığı anlaşılmaktadır.
Caminin hemen yanında kuzeybatısında Ahi Şerafettin Türbesi bulunmaktadır. Batıya bakan zaviye kapısının üstü iki sütuna oturan ahşap sundurma ile örtülüdür. Sağanlığa, duvara bitişik merdivenlerle çıkılır. Batı duvarında bulunan aslan heykelciklerinden birinin başı kırılmış diğeri de Etnografya Müzesi’ne götürülmüştür. Afyon Ulu Cami : Selçuklu Veziri Sahip Ata Fahrettin Ali'nin oğlu Afyon Sancak Beyi Nasredüddin Hasan tarafından 1273 yılında yaptırılmıştır.
Minberi, Emirhaç Bey, süslemeleri ise Nakkaş Mahmut Oğlu Hacı Murat tarafından yapılmıştır. Doğu, kuzey ve batı yönlerinde üç kapısı vardır, minaresi tuğladandır ve 40 ahşap sütun ve başlık üzerine oturtulmuş, düz toprak damlıdır. 1341'de onarılmıştır.
Kırşehir Cacabey Camii : Kırşehir il merkezinde yer alan medrese halk arasında minaresindeki yeşil çinilerden dolayı "Cıncıklı Camii" olarak bilinmektedir. Selçuklular döneminde Kırşehir Emiri Nurettin Cibrilbin Cacabey tarafından 1271-1272 yıllarında yapılmıştır. Döneminde astronomi yüksek okulu olarak hizmet vermiştir. Taç kapısının hemen solunda Cacabey'in yattığı türbe yer almaktadır.
Günümüzde Camii olarak kullanılan Medrese Kırşehir il merkezinde yer almaktadır. Minaresindeki mavi çinilerden dolayı halk arasında "Cıncıklı Camii" olarak adlandırılır. Medrese, Anadolu Selçuklu Sultanı II.Gıyaseddin Keyhüsrev döneminde, Kırşehir emiri Nureddin Caca tarafından 1271-1272 yılları arasında yaptırılmıştır.
İki eyvanlı kapalı avlulu medrese grubuna girmektedir. Döneminde astronomi yüksek oklu olarak hizmet veren Medrese dünyada gözlemevi olarak yapılan ilk yapıttır. Kırşehir II. Alaadin Keykubat Camii : Selçuklu eserleri arasında önemi büyüktür. 1242 de yapılmış olup 1893’de Ahmet Arifi Bey baştan başa onarmıştır. Bugün Kırşehir müze deposudur. Selçuklu Sultanı Alaadin Keykubat yaptırmıştır. Camii kesme taştan yapılmıştır. Tek şerefeli minaresi vardır. Kırşehir'in ortasındaki kalede bulunmaktadır.
Malatya Ulu Cami : Bu cami Selçuklu Hükümdarı I. Alaaddin Keykubat zamanında 1224 yılında yapılmıştır. Mimarı Mansur bin Yakup'tur. İran'daki Büyük Selçuklu camilerinin Anadolu'daki anıtsal bir örneğidir. Caminin yazıtı bugün şehir müzesindedir. Battalgazi ilçesinde yer alan cami, eyvanlı cami planlarının Anadolu'daki tek örneğidir. Plan ve yapımında kullanılan malzeme bakımından Büyük Selçukluların İran'daki cami yapım tekniğinin bir uzantısıdır.
Gökmedrese Camii: 1267 yılında Amasya Valisi Seyfettin Torumtay tarafından yaptırılmıştır. Cami; medrese ve mezar odası ile kapalı bir külliye şeklindedir. yanında bulunan kümbet mavi renkte çinilerle süslendiğinden Gökmedrese adını almıştır. Sadece kesme taş mimarisi olgun nisbetleri ve süslemeleri bakımından Anadolu'da eyvan biçimli portali olan bir camidir. Türbe tuğla ve tek renkli koyu yeşil çinilerden meydana gelmiş zikzak motiflidir. Cami Anadolu Selçuklu sanatının en iyi temsilcisidir. |
|
|
||
|
Kuruluş |
Yükselme |
Gerileme ve Çöküş |
Ordu ve Devlet Yapısı |
Toplumsal ve Ekonomik Yaşam |
Mimari ve Sanat |
||